Profesyonel Ses Derneği’nin düzenlediği Perşembe seminerlerinden birinde, Prof. Dr. Hakan Korkmaz konuk edilmiştir. Açılışta hocanın eğitim ve mesleki geçmişi anlatılmış; Hacettepe Üniversitesi mezunu olduğu, kulak burun boğaz uzmanlığı sonrası Türkiye ve yurt dışında önemli görevlerde bulunduğu, özellikle baş-boyun cerrahisi ve larinks (gırtlak) kanserleri alanında deneyimli bir isim olduğu vurgulanmıştır.
Sunumda temel olarak larinks kanserlerine, özellikle erken evre tümörlere yaklaşım ele alınmıştır. Bu kanserlerin en önemli risk faktörünün sigara olduğu, hastaların büyük çoğunluğunun sigara öyküsüne sahip olduğu belirtilmiştir. Erken evre kanserlerde genellikle tek bir tedavi yöntemiyle başarılı sonuçlar alınabildiği, bu tedavilerin başında transoral lazer cerrahisi ve radyoterapinin geldiği ifade edilmiştir.
Tanı sürecinde endoskopik değerlendirme büyük önem taşır. Hem rijit hem fleksibl endoskopi kullanılarak lezyonun yaygınlığı, derinliği ve ses tellerinin hareketi değerlendirilir. Görüntüleme yöntemleri (BT, MR) ise tümörün derin yayılımını ve boyun lenf nodlarını incelemek için kullanılır. Ayrıca sigara öyküsü nedeniyle hastalarda akciğer değerlendirmesi de mutlaka yapılmalıdır.
Erken evre tümörlerde amaç, hem kanseri tamamen ortadan kaldırmak hem de ses fonksiyonunu korumaktır. Bu nedenle minimal invaziv yöntemler ön plandadır. Transoral lazer cerrahisi son yıllarda oldukça yaygınlaşmış olup; kısa hastanede kalış süresi, düşük komplikasyon oranı ve tatmin edici ses sonuçları sağlamaktadır. Radyoterapi de alternatif bir tedavi seçeneğidir ancak bazı hastalarda uzun vadede yan etkiler oluşturabilir.
Bazı durumlar tedavi kararını zorlaştırabilir. Tümörün yaygın olması, birden fazla odakta bulunması (skip lezyonlar), ses tellerinin hareket kısıtlılığı veya boyunda lenf nodu tutulumu gibi faktörler erken evre dışına çıkıldığını gösterebilir ve daha agresif tedavi gerektirebilir.
Prekanseröz lezyonlarda (displazi gibi) yaklaşım, lezyonun derecesine ve hastanın risk faktörlerine göre değişir. Hafif displaziler daha seyrek takip edilebilirken, orta ve şiddetli displazilerde daha yakın takip ve çoğu zaman cerrahi eksizyon önerilir. Özellikle sigara içen hastalarda bu lezyonların kansere dönüşme riski daha yüksektir.
Son olarak, erken evre larinks kanserlerinde doğru hasta seçimi, detaylı değerlendirme ve uygun tedavi yöntemiyle hem onkolojik başarı hem de fonksiyonel (ses) sonuçlar açısından oldukça iyi sonuçlar elde edilebildiği vurgulanmıştır.