İşitme Kaybı Nedir?
İşitme kaybı, bireyin sesleri normal işitme düzeyine kıyasla daha az algılaması veya hiç algılayamaması durumudur. Hafif düzeyde sesleri kaçırma şeklinde başlayabileceği gibi, ileri derecede iletişimi ciddi biçimde etkileyen bir tabloya da dönüşebilir. İşitme kaybı her yaş grubunda görülebilir. Nedenleri ve klinik özellikleri yaşa göre farklılık gösterebilir.
Duyma kaybı yalnızca sesleri duyamama sorunu değildir; konuşmayı ayırt etme güçlüğü, sosyal izolasyon, akademik ve mesleki performansta düşüş, çocuklarda ise konuşma ve dil gelişiminde gecikme gibi önemli sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle erken tanı ve doğru odyolojik değerlendirme büyük önem taşır.
İçindekiler
- İşitme Kaybı Türleri
- İşitme Kaybının Belirtileri
- Odyolojik Değerlendirme Nedir?
- Odyolojik Değerlendirmede Kullanılan İşitme Testleri
- Saf Ses Odyometrisi (Pure Tone Audiometry)
- Kemik Yolu Odyometrisi
- Konuşma Odyometrisi
- Timpanometri
- Akustik Refleks Testleri
- Otoakustik Emisyon (OAE)
- İşitsel Beyin Sapı Yanıtları (ABR / BERA)
- İleri Odyolojik Testler
- İşitme Kaybında Erken Tanının Önemi
- İşitme Kaybında Tedavi ve Takip
- İletim Tipi İşitme Kaybında Tedavi
- Sensörinöral İşitme Kaybında Tedavi
- İşitme Cihazı Uygulamaları
- Koklear İmplant Değerlendirmesi
- Çocuklarda İşitme Kaybı Tedavisi ve Takibi
- İşitme Kayıplarında Takip ve Düzenli Kontroller
İşitme Kaybı Türleri
Ses dalgalarının dış kulak ve orta kulaktan iç kulağa iletilmesinde sorun olması sonucu ortaya çıkar. En sık nedenleri şunlardır:
- Kulak kiri (serumen) birikimi
- Orta kulak iltihabı (otitis media)
- Orta kulakta sıvı birikimi
- Kulak zarı delinmesi
- Orta kulak kemikçiklerinde hareket kısıtlılığı (otoskleroz)
İletim tipi işitme kayıpları genellikle tedavi edilebilir ve çoğu durumda kalıcı değildir.
2. Sensörinöral Tip İşitme Kaybı
İç kulak (koklea), işitme siniri veya beyin işitme merkezleriyle ilgili problemlere bağlı olarak gelişir. En sık nedenleri arasında:
- Yaşa bağlı işitme kaybı (presbiakuzi)
- Gürültüye maruziyet
- Ani işitme kaybı
- Bazı viral enfeksiyonlar
- Ototoksik (kulak için zararlı) ilaçlar
- Genetik nedenler
Sensörinöral işitme kayıpları çoğu zaman kalıcıdır ve erken tanı rehabilitasyon açısından büyük önem taşır.
3. Mikst Tip İşitme Kaybı
İletim tipi ve sensörinöral işitme kaybının birlikte bulunduğu durumdur. Hem orta kulak hem de iç kulak patolojileri bir arada görülür.
İşitme Kaybının Belirtileri
İşitme kaybı yavaş ve sinsi ilerleyebileceği için kişi tarafından fark edilmesi gecikebilir. En sık karşılaşılan belirtiler şunlardır:
- Konuşmaları özellikle kalabalık ortamlarda anlamada zorlanma
- Televizyon veya telefon sesini normalden fazla açma ihtiyacı
- Sık sık “tekrar eder misiniz?” deme
- Kulak çınlaması (tinnitus)
- Çocuklarda konuşma gecikmesi veya seslere tepkisizlik
Bu belirtilerin varlığında KBB uzmanına başvurulması ve odyolojik değerlendirme yapılması önerilir.

Odyolojik Değerlendirme Nedir?
Odyolojik değerlendirme, işitme sisteminin objektif ve subjektif testlerle ayrıntılı olarak incelenmesini sağlayan bir değerlendirme sürecidir. Bu değerlendirme sayesinde:
- İşitme kaybının varlığı
- Derecesi
- Tipi (iletim, sensörinöral, mikst)
- Hangi frekansları etkilediği
Net olarak ortaya konur. Odyolojik testler, KBB muayenesi ile birlikte değerlendirilerek tanı ve tedavi planı oluşturulur.
Odyolojik Değerlendirmede Kullanılan İşitme Testleri
Odyolojik değerlendirme sürecinde kullanılan işitme testleri, işitme sisteminin farklı düzeylerini ayrı ayrı incelemeye olanak tanır. Bu testler, işitme kaybının yalnızca varlığını değil; tipini, derecesini, yerleşimini ve günlük iletişime etkisini de ortaya koyar. Test seçimi hastanın yaşı, iş birliği durumu ve klinik şüpheye göre belirlenir.
Saf Ses Odyometrisi (Pure Tone Audiometry)
Saf ses odyometrisi, işitme değerlendirmesinin temelini oluşturur. Hastaya kulaklık aracılığıyla farklı frekanslarda (genellikle 125 – 8000 Hz) ve farklı şiddetlerde saf sesler verilir. Kişinin duyabildiği en düşük ses şiddeti her frekans için ayrı ayrı belirlenir.
Bu test sayesinde:
- İşitme kaybının derecesi (hafif, orta, ileri, çok ileri)
- Hangi frekansların etkilendiği
- İletim tipi mi, sensörinöral mi olduğu
Net olarak ortaya konur. Sonuçlar odyogram adı verilen grafik üzerinde gösterilir ve tanı ile tedavi planlamasında temel veri olarak kullanılır.
Kemik Yolu Odyometrisi
Kemik yolu odyometrisi, sesin doğrudan iç kulağa iletilmesini sağlayarak orta kulak sistemini devre dışı bırakır. Hava yolu ve kemik yolu eşikleri karşılaştırılarak işitme kaybının tipi ayırt edilir.
Hava yolu ile kemik yolu arasında fark varsa: İletim tipi işitme kaybı
Her ikisi birlikte etkilenmişse: Sensörinöral işitme kaybı ayrımı yapılır
Konuşma Odyometrisi
Konuşma odyometrisi, hastanın konuşma seslerini algılama ve ayırt etme becerisini değerlendirir. Günlük iletişimi doğrudan etkileyen bu test, saf ses odyometrisini tamamlayıcı niteliktedir.
Konuşma odyometrisi ile:
- Konuşmayı alma eşiği
- Konuşmayı ayırt etme yüzdesi belirlenir.
Özellikle işitme cihazı planlamasında ve işitsel rehabilitasyon sürecinde önemli bilgiler sağlar.
Timpanometri
Timpanometri, orta kulak basıncını ve kulak zarının hareketliliğini değerlendiren objektif bir testtir. Kısa sürede uygulanır ve hasta iş birliği gerektirmez.
Bu test ile:
- Orta kulakta sıvı varlığı
- Kulak zarı hareket kısıtlılığı
- Östaki tüpü fonksiyon bozukluğu tespit edilebilir.
Özellikle çocuklarda orta kulak problemlerinin tanısında büyük önem taşır.
Akustik Refleks Testleri
Akustik refleks ölçümleri, orta kulak kaslarının yüksek seslere verdiği refleks yanıtı değerlendirir. İşitme siniri ve beyin sapı düzeyindeki iletim hakkında dolaylı bilgiler sunar.
Bu testler:
İşitme kaybının yerleşimi
Sinirsel iletimle ilgili şüpheli durumlar hakkında klinisyene yol gösterir.
Otoakustik Emisyon (OAE)
Otoakustik emisyon testleri, iç kulaktaki dış tüylü hücrelerin fonksiyonunu ölçen objektif testlerdir. Özellikle:
- Yenidoğan işitme taramaları
- Bebek ve küçük çocukların değerlendirilmesi
- İş birliği kurulamayan hastalar için tercih edilir.
OAE testinin normal olması, iç kulağın sağlıklı çalıştığını gösterirken; testin alınamaması daha ileri değerlendirme gereksinimini ortaya koyar.
İşitsel Beyin Sapı Yanıtları (ABR / BERA)
ABR (BERA) testi, işitme siniri ve beyin sapı düzeyindeki elektriksel yanıtları ölçer. Elektrotlar aracılığıyla yapılan bu test, objektif ve güvenilirdir.
ABR testi özellikle:
- Yenidoğan ve bebeklerde
- İş birliği sağlanamayan hastalarda
- İşitme siniri patolojilerinden şüphelenildiğinde
- Ani veya açıklanamayan işitme kayıplarında kullanılır.
İleri Odyolojik Testler
Gerektiğinde frekansa spesifik ABR, işitsel uyarılmış potansiyeller ve merkezi işitsel işlemleme testleri gibi ileri odyolojik değerlendirmeler uygulanabilir. Bu testler daha çok özel klinik durumlarda ve ayırıcı tanı amacıyla tercih edilir.
İşitme Kaybında Erken Tanının Önemi
İşitme kaybının erken dönemde tespit edilmesi; çocuklarda dil ve konuşma gelişimi, yetişkinlerde ise sosyal yaşam ve bilişsel fonksiyonların korunması açısından kritik öneme sahiptir. Erken tanı sayesinde:
- Uygun tedavi veya cerrahi planlama yapılabilir.
- İşitme cihazı veya rehabilitasyon süreci zamanında başlatılabilir.
- Kalıcı iletişim sorunlarının önüne geçilebilir.
İşitme Kaybında Tedavi ve Takip
İşitme kaybının tedavisi ve takibi, kaybın tipi, derecesi, süresi, hastanın yaşı ve günlük yaşam gereksinimleri göz önünde bulundurularak planlanır. Tedavi süreci, KBB uzmanı ve odyolog iş birliği içinde yürütülmelidir.

İletim Tipi İşitme Kaybında Tedavi
İletim tipi işitme kayıplarında tedavi çoğunlukla altta yatan nedene yöneliktir ve uygun tedavi ile işitme büyük ölçüde geri kazanılabilir.
- Kulak kiri (serumen) birikiminde dış kulak yolunun temizliği
- Orta kulak iltihaplarında medikal tedavi
- Orta kulakta sıvı birikimi olan bireylerde ve çocuklarda düzenli takip veya gerekli durumlarda kulak tüpü uygulaması
- Kulak zarı delinmelerinde ve uzun süreli kulak iltihaplarında cerrahi tedavi (miringoplasti, timpanoplasti)
- Otoskleroz gibi durumlarda cerrahi tedavi seçenekleri
Tedavi sonrası odyolojik kontrollerle işitme düzeyi yakından izlenir.
Sensörinöral İşitme Kaybında Tedavi
Sensörinöral işitme kayıpları uzun süredir var ise çoğu zaman kalıcıdır. Bu nedenle tedavide amaç, mevcut işitme kapasitesini en iyi şekilde kullanmak ve yaşam kalitesini artırmaktır.
- Ani işitme kayıplarında erken dönemde medikal tedavi ile anlamlı iyileşme sağlanabilir
- Gürültüye bağlı işitme kayıplarında koruyucu önlemler ve rehabilitasyon önemlidir
- Uygun hastalarda işitme cihazı uygulamaları ile kaliteli bir yaşam sağlanabilir
Tedavi planı, odyolojik test sonuçlarına göre kişiye özel olarak belirlenir.
İşitme Cihazı Uygulamaları
İşitme cihazları, sensörinöral ve bazı mikst tip işitme kayıplarında en sık kullanılan rehabilitasyon yöntemidir. Cihaz seçimi yapılırken:
- İşitme kaybının derecesi ve frekans dağılımı
- Hastanın yaşı ve yaşam tarzı
- Günlük iletişim gereksinimleri dikkate alınır. Cihaz uyum süreci düzenli odyolojik kontroller ve ayarlamalarla desteklenir.
Koklear İmplant Değerlendirmesi
İleri ve çok ileri derecede işitme kaybı olan, işitme cihazından yeterli fayda göremeyen hastalarda koklear implant bir seçenek olabilir. Koklear implant (biyonik kulak) kararı; ayrıntılı odyolojik testler, radyolojik değerlendirme ve multidisipliner ekip görüşü ile verilir.
Çocuklarda İşitme Kaybı Tedavisi ve Takibi
Çocukluk çağında işitme kaybı, dil ve konuşma gelişimini doğrudan etkilediği için erken tanı ve müdahale hayati önem taşır.
- Yenidoğan işitme taramaları sonrası şüpheli bebeklerin ileri testlerle değerlendirilmesi
- İşitme kaybı saptanan çocuklarda erken rehabilitasyon
- Aile eğitimi ve düzenli gelişim takibi önemlidir.
İşitme Kayıplarında Takip ve Düzenli Kontroller
İşitme kaybı olan bireylerde tedavi kadar düzenli takip de önemlidir. Takip sürecinde:
İşitme düzeyindeki değişiklikler
Kullanılan bir işitme cihazı varsa performansının takibi
Dış kulak sağlığı ve orta kulağın durumu periyodik olarak değerlendirilir. Takip aralıkları, hastanın yaşına ve işitme kaybının özelliklerine göre belirlenir.
İşitme kaybında doğru tedavi ve düzenli takip, bireyin sosyal yaşamını, iletişimini ve genel yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Kişiye özel planlanan tedavi ve multidisipliner yaklaşım, başarılı sonuçların temelini oluşturur.